KAZAKİSTAN VE ÖZBEKİSTAN’DA GÖRDÜKLERİM 4 « Kırşehir Kısa Haber

KAZAKİSTAN VE ÖZBEKİSTAN’DA GÖRDÜKLERİM 4

Bu haber 28 Ekim 2022 - 15:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

Kirsehir

 

KAZAKİSTAN VE ÖZBEKİSTAN’DA GÖRDÜKLERİM 4

 

Devasa topraklara sahip petrol ve doğalgaz zengini bir ülke olan Kazakistan, maalesef Rusya, Çin ve Batı (ABD-AB) üçgeninde sıkışıp kalmış ve sahip olduğu yer altı kaynaklarını kendi gelişimi ve halkının refahı için yeterince kullanamıyor.

Türkiye’nin öncülüğünde başlatılan Türk Dünyası Konseyi/Örgütü’nün ve müstakil olarak Türkiye’nin sağlıklı ve uygulanabilir politikalarla bu ülkelere rehberlik etmesi çok önemli. 5-6 sene öncesine göre Türkiye’ye bakış açılarının daha pozitif olduğunu gördüm. Daha önceki ziyaretlerimde Kazakların büyük ölçüde kendilerini Türk dünyasının içinde bile hissetmediklerine şahit olmuştum.

Şimdi o bakış açıları biraz daha değişmiş. Türkiye’ye ve Türk dünyasının birlikteliğine pozitif bakanların sayıları artmış.
Saat 16.00 gibi Kazakistan yerel yemeklerinin ikram edildiği Sandık isimli bir lokantaya gittik.

Lokanta sahipleri dâhil lokantada çalışan herkes geleneksel kıyafetleriyle hizmet ediyor. Başta Şaşlık olmak üzere Kazak yemeklerinden tattık.

Kazakistan’da bizler için yeme-içme ve yiyememe problemi yok. Genelde yemekler hamur işi ve et ağırlıklı.

Aslında bugünkü programımızda Ahmet Yesevi Üniversitesine bağlı ve merkezi Almatı’da bulunan Avrasya Araştırma Merkezi’ni ziyaret etmek vardı. Ancak bu ziyareti zaman yetmezliğinden dolayı gerçekleştiremedim.

Ziyaret yapamayınca orada çalışan bazı arkadaşlarla kaldığım otelde saat 18.30’da görüşme kararı aldık. Merkez müdürü ve basın yayın işlerinde çalışan bir kazak arkadaş belirtilen saatte otele geldiler.

Otelin lobisinde yaklaşık bir buçuk saat onlarla sohbet etme imkânım oldu. Hem araştırma merkezinde yapılan çalışmalar ve oradaki hizmetlerden hem de Türkistan coğrafyası ve sorunları üzerinde son derece faydalı olduğunu düşündüğüm görüş alış verişinde bulunduk.

Şahsım adına faydalandığım ve benim için zevkli bir buluşma oldu.

Kendilerine araştırma merkezinin çalışmalarında şahsım veya üniversite olarak ne gibi katkımız olabileceğini sordum. Bizden merkez olarak çıkardıkları dergiye yazı ve yaptıkları radyo yayınlarına konuşmacı teminin de yardımcı olmamızı talep ettiler.

Bu konuda hem bizzat kendimin yardımcı olacağımı hem de üniversitemizde katkı verebilecek arkadaşlara konuyu ileteceğimi belirttim.

Saat 20.00 gibi müsaade alıp ayrıldılar.
Gün boyunca yoğun bir programdan sonra ben de odama geçtim. Hem dinlendim hem de izlenimlerimi not almaya çalıştım. Zira yarın sabah Kazakistan’dan ayrılıp Özbekistan’a geçeceğiz.

Sabah saat 07.00’da otelden ayrıldık. Havaalanına varışımız 07.30 civarıydı. Uçağımız 10.20’de kalkacak. Herhangi bir gecikme ve sıkıntı yaşamamak için erken geldik. Biniş kartlarımızı alıp çek-in yaptırmak için doğrudan gişelerin olduğu kısma yürüdük.

Havalimanı küçük, içeri kalabalık, adeta ana baba günü. Her bir bilet gişesinin önünde sıra var. Biz de biniş kartlarımızı alacağımız Air Astana’nın önünde oluşan kuyruğa geçtik.

Burada havalimanının küçük olması ve kalabalık olmasına bir de insanların birbirine saygısızlığını eklerseniz birçok olumsuzluğu aynı anda görmeniz mümkün.

Örneğin sıradaki birisi oradaki bir görevli veya yetkiliyi tanıyorsa sıradan çıkıp onunla gişeye giderek biletini sıra dışı alabiliyor ve işlerini tamamlayabiliyor.

Havalimanının işletmesini bir Türk firması yapıyormuş. Bu şartlar altında onların işi de kolay değil. Türkiye’deki herhangi bir havalimanı ile karşılaştırma yapmamız hiç uygun değil.

Sanırım fiziki mekânın yetersiz ve iyi olmayışı ile insan kalitesi de bun da en önemli etken.

Nihayet bir buçuk saat bekleyerek saat 09.00’da çek-in yaptırıp biniş kartlarımızı alabildik. Hiç beklemeden pasaport kontrolünden geçmek için tekrar sıraya girdik.

Pasaport kontrolünden 09.30’da ancak geçebildik. Uçağa biniş vaktimiz yaklaştığı için zaman kaybetmeden ilgili kapıya gittik. Orada da yoğun bir kalabalık vardı.

Bunun sebebi de 5-6 uçak farklı ülkelere birbirine yakın saatlerde kalkıyorsa bunu karşılayacak sayıda biniş kapısının olmaması. Gördüğüm kadarıyla havalimanında üç kapı mevcut. Örneğin bizim beklediğimiz kapıda aynı saatte Dubai’ye kalkacak uçağın yolcuları da bekliyor. Sıra falan yok.

Bir süre sonra oradaki görevlilerden biri Dubai’ye gidecek yolcular önce alınacak diye bağırdı. Sesi duyunca Dubai yolcuları adeta kalabalığı yararak kapıya ulaşmak için harekete geçtiler.

Nihayetinde Dubai’ye gidecek yolcuların alınması tamamlandı. Sıra bize geldi, ancak bu arada bizim uçağa alınışımız ve binişimiz yaklaşık 45 dakika gecikti. Dolayısıyla uçağımızın hareketi de bir o kadar gecikmiş oldu. Saat 11.10 gibi Kazakistan’dan ayrıldık.

 

(Prof. Dr. Ahmet Gökbel’in yazı dizisi seri olarak devam edecek)

 

.

Prof. Dr. Ahmet GÖKBELahmetgokbel@kirsehirkisahaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

tesettürlü escortfatih escorttürbanlı escorttravesti escorttaksim escortbeylikdüzü escortçapa escort