Kırşehir’de Hazan Zamanı « Kırşehir Kısa Haber

Kırşehir’de Hazan Zamanı

Bu haber 15 Şubat 2020 - 19:39 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Güz geldi, hazan zamanı, sararmış yaprakların gıcırtısını hissederek yürüdüğün bir şehirdi Kırşehir. Sonbaharda bir başka oluyordu nedense bu şehir. Sarının her tonu, bunca yaprağın toprağı, sokakları örtmesi insana huzur veriyordu. Nemli toprağın üstüne düşen her yaprak eski zamanları hatırlatıyor. Sonbahar yolları bakır rengiyle özdeşleşirdi. Yapraklar toprakların, taş yolların rengini alır, tablo tamamlanır. Tarihi derin olan şehirlere Kırşehir’e bir başka yakışırdı hazan. Kırşehir Kent Parkı daha doğrusu İkizarası bir tabloyu andırırdı bir zamanlar. Ağacından ayrılmış, kurumuş, kopmuş, toprağa düşmüş yapraklarla, bahçe duvarlı, kerpiç evleriyle kaç hazan yaşadı kim bilir. Şehrin içinden geçen derenin sesi bir başka yankılanırdı bu şehirde.

Sayısız yaprak bir anda fırtınaya kapılıp topraktan ağaca doğru yükselse, ağaç yeniden yeşilliklere bürünse, yıkılmış tüm taşlar, kerpiçler birbirinin üstüne gelerek yeniden inşa olsa, taş ve kerpiç konaklı Kırşehir, sonbahar güzelliğinden bir şey kaybedermiydi. Kaybetmezdi elbet, aksine zenginlik aktarırdı bu şehre. Ama yıllarca anlatamadığımız, bugün ucube yapılar olarak karşımıza çıkıyor. Yeniler, ışıltılılar ve önümüze zorla sunulan o beton yığınları, o ruhu olan, hafif grileşmiş ama asil, bize yakın ve sıcak olan, derinliği olan, huzur veren yapılara karşı mecbur edildiğimiz soğuk  yapılar. Kaderimize razı olmuş halde o kurumuş yaprakların üzerinde bugünlerde fazlaca gezemediğimiz hem maziyi hem de o keşkeleri hatırlatıyor bize. Zorla sevdirmeye çalıştılar, bu şehre yeni gelen bir gelin gibi ortalıkta sırıtan ruhsuz yapıları.

Kendimizi sonbaharda İkizarasında, Dinekbağda bağların, bahçelerin arasında buluyoruz. Aşıkpaşa Mahallesinde eski bir dostu ararcasına Cumhuriyet Mektebinin kalıntılarını arıyoruz. Sadece mektep mi, Solak çeşmenin, Beypınarının yerinden sökülen birçok parçalarını, sağda solda eski  taşlarını görürsün, ağacından düşmüş bir yaprak gibi oradalar.

Yaz mevsimi geldi geçti yine, hazan zamanı sonbaharın  gelmesiyle düğün sezonu kapandı sayılır. En azından caddelerde, sokaklarda konvoylar halinde dizilmiş arabalar ve her arabadan yükselen farklı farklı müzik sesleri ve onların korna seslerine karışmış gürültüleri duyulmuyor artık. Mahalle aralarına kurulan düğün çadırları ve müzik cihazları insanları rahatsız etmiyor artık.

Anlayacağınız daha sessiz daha sakin bir sezona yelken açtık. Evlerin içinde, misafirlere sorulan sorular “Düğün bahara mı?” şeklinde. Nasip, kısmet laflarından sonra koyu bir muhabbet başlıyor, “Turşu kurdunuz mu”, Cemele biberlerinin pazardaki fiyatından tut, erişte yapımında kimlerin yardım ettiği, kaç kilo undan yapıldığı, kaç bezi olduğu, son olarak da kaç kilo eriştenin dolapta yerini aldığı gibi muhabbetlerin zamanı. Bu sene üzüm toplayıp pekmez yaptınızmı, Güz erken geldi hafiften havalar soğumaya başladığında parmak uçların buz kesti mi, ama lezzetinden çok, yapımında tat vardır pekmezin. Komşuların yardıma gelmesi, her üzümü alıp ayırırken insanların dertleşmesi, çoluk çocuğun etrafta koşup gülüşmesi, biraz yardım edip, biraz kaçamak yapması terapi gibi gelir insana. Velhasıl Kasım ayına kadar tüm hazırlıklar tamamlandı, şimdi gazelleri toplama zamanı. Eskiden bahçelerden, ağaçların arasından toplanmış bir yığın kuru yaprak, gazel görünce tüm çocuklar gibi bir an bile tereddüt etmeden üzerlerine atlardık. Sonra da arkamızdan yaşlı bir amca ya da teyze tırmıkla bizi kovalardı. Büyüdük şimdi ve ağaçlardan düşen her yaprak bizi eskisi gibi mutlu etmiyor artık. Eski bir şeyler arıyoruz şimdi, eski bir hatıra yaprağına benziyor her şey.

Gözlerimi kapatıyorum Cumhuriyet okulunun bahçesinde yürürken, duyduğum sadece zerdali yapraklarının sesleri değil. Bazen karşımda kocaman bir mektep hayal ediyorum, gözleri parlayan gençler gökyüzüne savuruyor tüm o bakır renkli yaprakları. O dönemde yaşadığımı hayal ediyorum, ruhum engin denizler gibi masmavi oluyor. Gözlerimi açınca sadece bir beton yığını görüyorum, rüya gibi ama değil, gerçek bir beton, yıkılan okuldan sadece hayali kalmış bize yadigâr. Cumhuriyet Okulundan mezun nice gencin teneffüste geçirdiği o bahçe karşımda duruyor. Etrafında da bir sonbahar hüznü.

Artık o güzelim okuldan sadece foto Aile’nin çektiği fotoğraf duruyor karşımda.

Yollar ağaçlardan ve yapraklardan çok daha sessiz. Ve hazan Kırşehir’e ne kadar da çok yakışıyor.

Ağır, ağır çıkacaksın Kale’nin merdivenlerinden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,

ve bir zaman bakacaksın Kırşehir semalarına, Kale mektebini hayal ederek.

Kasım’a hazırlanan Kırşehir bir güzü daha bitiriyor. Ağaçlar yapraklarını dökmese keşke, caddeler ve sokaklar bir masalı andırsa ve o masalın sonu hep mutlu bitse.

Mehmet Emin TURPÇUmet40ahi@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

tesettürlü escortfatih escorttürbanlı escorttravesti escorttaksim escortbeylikdüzü escortçapa escort