PEKMEZ KAYNARDI KIRŞEHİR’İN BAĞLARINDA « Kırşehir Kısa Haber

PEKMEZ KAYNARDI KIRŞEHİR’İN BAĞLARINDA

Bu haber 02 Ekim 2021 - 10:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

Kırşehir

 

PEKMEZ KAYNARDI KIRŞEHİR’İN BAĞLARINDA

 

Zafer Çam

 

Memlekete güz gününün soğukları geldi.
Havalar geceleri soğumaya başladı.
Güneşin sabah doğması ve akşamın batması kısaldı.
Kırşehir’de bağ bozumu mevsimi geldi.
Eylül ayı bitti, Ekim başladı.
Kırşehir genelinde O eski bağlardan eser kalmadı.
Bugün ne bağ kaldı, ne bağcı, nede bağ bozumu?
Dedeler, babalar gitti şehirde ve köylerde bağcılık bitti.
Bakarsanız bağ olur, bakmazsanız bugün bina olur, beton yığını olur.
Dedikleri bu olsa gerek.
Bağcılar öldü, bağlar hozan oldu.
Eskiden Kırşehir’in etrafı üzüm bağlarıyla, asma yoncalarıyla süslüydü.
Şehrimize girişte üzüm bağıyla meşhur Özbag, çıkışta yine üzümüyle meşhur Dinek bağ Kındam, Şal Gösteren, Ağ Bayır, Şelbe’ Çay Değirmeni hepsininde birbirinde güzel üzümleri vardı.
Bugün onların yerini çok katlı hoyratlar aldı.
Bağlar hozan oldu.
Kırşehir’li üzümü bağından degil, manavdan alır oldu.
İnsanlarımız Pekmezi, Pestili artık marketlerin tezgahında görür oldu.
Çocuk oluğumuz yıllarda güz geldi mi hasat başlardı.
Bundan elli, altmış yıl geriye gittiğimizde bu mevsimde üzümler kesilir, kazanlar kurulur, pekmezler kaynardı.
Köyümüzün ortasında dedemin üzüm bağı vardı.
Bağımızın kenarında armut, erik, elma, ceviz ağaçları bağı süslerdi..
Az sayıda badem ağaçları da bulunuyordu.
Eylül ve Ekim ayı geldiğinde köylerde okullar açılır, kış hazırlıkları başlardı.
Üzümler olgunlaşmaya başlayınca bağlara gitmeğe ve sepet-sepet üzümler getirmeğe başlardık. Sofralarımızın tadı, tatlısı üzümler olurdu.
Kışın yemek için omcalardan kesilen üzümler dam başlarında kurutulur, bir kısmı da hevek yapılır, astara asıp kışa hazırlanırdı.
Kışın sofraların tadı enerjisi pekmez kaynamadan olmazdı.
Bağlarda Üzüm kesimleri bayram havasıyla başlardı.
Pekmez yapmak için özel şiraneler yapılırdı.
Üzümü sıkmak için adına Şirane dediğimiz içi oyulmuş büyük bir kayaya üzümleri doldurduktan sonra, ayaklarını yıkayıp sırayla büyükler içine girip üzümü çiğnemeye başlarlardı.
Özellikle çocuk olarak bizler, bu işten çok hoşlanırdık.
Üzümleri ayaklarımızla ezmek ve suyunu süzmek bize hayli eğlenceli gelirdi.
Şiranenin dibinin kenarında üzüm şırası akması için açılmış bir delik olurdu.
Deliğin önüne kap kacak konularak, akan şıra toplanır, büyükçe kazanlara doldurulduktan sonra,
bağ teşti yani bir adıda bağ kazanı olan büyük kapta toplanır, altına ateş yakılır, büyükler kazanı karıştırmaya başlardı.
Ateşin közünde anam bizlere Mısır üterdi.
Kıvama gelene kadar şire kaynatılır.
Ayın şavkı altında sohbetler olur, olgunlaşan pekmezler küplere doldurulurdu.
Hepsi doğaldı.
Bağı gübresiz, üzümler ilaçsız, şiranesi oyma taştan, kapları bakırdan, ateşi odundan, bekleme kabı topraktandı.
Bugün ki hayatımızda bunlar yok artık.
Dünya naylon oldu her şey plastikleşti.

.

.

Zafer ÇAMzafercam@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

tesettürlü escortfatih escorttürbanlı escorttravesti escorttaksim escortbeylikdüzü escortçapa escort